11 Haziran 2016 Cumartesi

İSTANBUL NOSTALJİ TURUMUZ


 
 İSTANBUL TURU & NOSTALJİ (13-15 Şubat 2018)
(1 GECE 2 GÜN )


Çamlıca Tepesi • Beylerbeyi Sarayı • Çengelköy • Anadolu Hisarı • Hidiv Kasrı&Üsküdar • Yıldız Sarayı • Süleymaniye Camii ve Külliyesi • Fener Rum Patrikhanesi Kızıl Mektep• Balat • Kariye Müzesi Edirne Kapı • Rahmi Koç Müzesi 


                                                                                     1.GÜN |
                                                                  BULUŞMA VE HAREKET 

Akşam Saat 23:30’da Sıhhiye Sezenler Sokaktaki Atatürk Lisesi önünde buluşma ve 00:00'da İstanbul'a hareket.
                                                                                    2.GÜN |


ROTA ÖZETİ:
ÇAMLICA TEPESİ-BEYLERBEYİ SARAYI-ÇENGELKÖY-ANADOLU HİSARI-HİDİV KASRI-BEYKOZ-EMİNÖNÜ-KADIKÖY-ÜSKÜDAR-MALTEPE

Sabah saatlerinde Yeditepe üstüne kurulmuş İstanbul’a varış.

Çamlıca Tepesine çıkarak havanın en güzel zamanında: İstanbulu
selamlıyoruz.



Ardından Beylerbeyi Sarayı’na hareket.
Beyler Beyi Sarayındaki Restorantımız da kahvaltımızı saray ve boğaz manzarası eşliğinde aldıktan sonra Gezimize 
başlıyoruz. 

Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiş Beylerbeyi Sarayı’nı geziyoruz.


Sarayın bulunduğu yer tarihi bir mekan olup, buranın yerleşim alanı olarak kullanılması Bizans dönemine kadar uzanmaktadır. Bu bölgede önceleri (Bizans döneminde) İstavroz Bahçeleri olarak anılan bir koruluk bulunmaktaydı. Bizans döneminde bu bölgeye, 2. Konstantinos’un diktirdiği büyük haçtan ötürü İstavroz (Stavroz) adının verildiği söylenmektedir.Beylerbeyi Sarayı bir saray kompleksi olup geniş bir bahçenin içinde asıl saray (yazlık saray) ile birlikte Mermer Köşk, Sarı Köşk, Ahır Köşk ve iki küçük deniz köşkünden oluşur.Deniz kenarındaki rıhtım üzerinde inşa edilen saray kagir bir yapı olup yüksek bir bodrumun üzerine yapılmış 2 katlı bir yapıdır. Saray; Harem ( kuzey bölümü) ve Mabeyn-i Hümayun (güney bölümü) dairelerinden oluşup; üç giriş, altı büyük salon 24 oda 1 hamam ve 1 banyo içermektedir..

Bu önemli eserin gezilmesi sonrası  bu sefer doğru sahil yolunu takip ederek geleneksel Boğaziçi yaşantısının izlerini 
görebileceğimiz Çengelköy’e gidiyoruz.

(Oltanızı yanınıza almanızı tavsiye ederiz) .




 Hidiv Kasrı, İstanbul ilinin Beykoz İlçesi’ndeki Çubuklu sırtlarında yer alan bir eserdir. Yapım tarihi 1907 yılıdır. Mısır’ın son hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından İtalyan mimar Delfo Seminati’ye yaptırılan bu yalının mimari tarzı, Dönemin mimari modasına uygun bir şekilde yapılmıştır. Mimarisi nouveau tarzındadır. Hidivlik makamı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Mısır valililerine verilen bir unvandır. 


Hidiv Abbas Hilmi Paşa, Osmanlının Mısır valilerinden biridir. Genç yaşta olan paşa, 19. yüzyılın sonlarında, Mısır’daki İngiliz nüfuzunu kırmak ve Osmanlı

 İmparatorluğu’ndan destek alabilmek içi süre İstanbul’da kalmıştır. Bu süre için de 1903 yılında günümüzde kasrın bulunduğu yerdeki bulunan iki ahşap yalıyı satın almıştır.

Abbas Hilmi Paşa, iki yalının ardından bir süre sonra da yalılarının arkasında 

bulunan ağaçlık yamaçları ve üst düzlüğü kapsayan 270 dönümlük bahçeyi de satın almıştır. 

Ahşap yalılar, Abbas Hilmi Paşa tarafından yıktırılmış, 1907 yılında, 1000 metrekare 

alan üzerine, İtalyan Mimar Delfo Seminati’ye, dönemin mimari modasına uygun bir şekilde “Art Nouveau” tarzında görkemli bu kasrı gezmekten memmuniyet duyacağınıza inanıyorum
















EKSTRA !!!
* BOĞAZDA AKŞAM YEMEĞİ VE TEKNE TURU



Odalarımıza yerleşme.Belirlenen saatte lobide buluşma ve akşam yemeğimizi alacağımız teknemize binmek için Üsküdar İskelesine hareket.

Akşam yemeğimizi BOĞAZ MANZARASI EŞLİĞİNDE MÜZİKLİ ve ÖZEL MENÜLÜ TEKNEMİZDE alıyoruz.Gece geç saatlerde otelimize dönüş.

Konaklama otelimizde.4* ELİT HOTEL KÜÇÜKYALI

*Tekne ile ilgili detaylar : Kalkış Yeri Üsküdar Paşa limanı :saat 19:30
Etkinlik Bitiş saati:23:30
Animasyon ,folklör gösterisi,

Ücret:l25 tl
"Yemeği ve arasıcaklar ordöv tabağı ve mezeler tüm içecekler dahil kişibaşı 100 tl dir."

3.GÜN |

  YILDIZ SARAYI-SÜLEYMANİYE CAMİİ-FENER -BALAT-HASKÖY

Yıldız Sarayı (Büyük ve Küçük Mabeyn-Yıldız Parkı (Şale ve Malta Köşkü)/Rahmi Koç Müzesi/Kariye Müzesi/Balat Fener Rum Patrikanesi/Kızıl Mektep(Fener Rum Lisesi)/Süleymaniye Camisi



Sabahkahvaltı  sonrası;Tarihi Bizans dönemine dek inen bir korulukta yer alanYıldız Sarayı’na hareket.
Saray karmaşık bir yapıya sahip olup yönetim yapıları Büyük Mabeyn, Şale Köşkü, Malta Köşkü, Çadır Köşkü, Yıldız Tiyatro ve Opera Evi, Yıldız Saray Müzesi ve İmparatorluk Porselen Üretimevi'ni kapsar. Yıldız saray Bahçesi ayrıca bir zamanlar İstanbul'da herkesçe tanınan bir dinlenme yeriydi.

Türk Osmanlı saray mimarisinin son örneği olan Yıldız Sarayı, Beşiktaş semtinin Yıldız tepesinde yer alır. Kanuni Sultan Süleyman döneminden (1520-1566) itibaren padişahlar tarafindan av sahası olarak kullanılan ve Hazine-i Hassa’ya kayıtlı bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmed yaptırmıştır. 18. yy sonunda Sultan III. Selim, validesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı'nı, babası için de bir çeşme yaptırmıştır. Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü'nde oturan Sultan Abdülaziz ise Büyük Mabeyn Köşkü’nü inşa ettirmiş, daha sonra dış bahçeye Malta ve Çadır Köşklerini, asıl kısmına da Çit Kasrı’nı eklemiştir.

Sarayda asıl yapılaşma Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) başlamış ve buraya Yıldız Saray-ı Hümayunu adı verilmiştir. Bu dönemde saray, padişahın özel yaşamına ait mekanlarla birlikte, resmi görevlilere tahsis edilen binaları, tamirhane, marangozhane gibi atölyeleri ve tiyatro, müze, kitaplık gibi kültür ve sanat yapılarını da kapsamaktadır. Saray, Hasbahçe adıyla bilinen, doğal nehir görünümünde bir de havuzu bulunan iç bahçeye sahiptir. Bu bahçenin değişik yerlerinde birbirinden bağımsız olarak inşa edilmiş küçük dinlenme köşkleri bulunmaktadır.

Sultan Vahdettin’den sonra bir süre boş kalan saray binaları, 1924 yılında Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne tahsis edilmiştir. 1946 yılında Harp Akademileri’ne bırakılan saray, 1978 yılında Kültür Bakanlığına devredilmiş, “Yıldız Sarayı Müzesi Müdürlüğü” adıyla 1993 yılından itibaren müzeleştirilmeye başlanmıştır.


 

Yıldız Sarayı gezimizi tamamladıktan sonra sırada Rahmi Koç Müzesi var.Özet olarak değinmek  gerekirse 1994 yılında Rahmi Koç tarafından tarihi Hasköy tersanesini alanına kurulmuş Rahmi Koç Sanayi Müzesine gidiyoruz.Bir çok tarihi hava,kara,deniz aracı ve özel koleksiyonları ile ilgimizi oldukça çekecek ziyaretimiz ardından Kariye Müzesi 
ziyaret edilecektir.

.

Kariye Müzesi sıradışı bir görsel kimliğe sahip,  yapı, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde büyük bir yapı kompleksi olan Khora manastırının merkezini oluşturan ve İsa’ya adanmış olan bir kilise yapısıdır. Konstantinos surlarının dışında kalması sebebiyle binaya Grekçe "Kırsal alan" ya da "Kent dışı" anlamına gelen "Khora" ismi uygun görülmüştür.1453 yılında İstanbul’u fethi sırasında yapı, hiçbir zarar görmemiştir. Uzunca bir süre kilise olarak kullanılmaya devam etmiş olan Khora Manastırı Kilisesi, Hıristiyanlığın erken dönemlerinde, 298 yılında, Nikomedia (İznik) da 84 müridiyle birlikte şehit edilen Aziz Babylas’ın, 4.yüzyılın başlarında röliklerinin buraya gömülmesiyle  Khora manastırının bulunduğu bölgenin, kutsal mezarlık alanı (necropol) olarak önem kazanmaya başladığı anlaşılmaktadır
.
Daha sonrada  manastır önemli kişilerinin gömü alanı olarak kullanılmıştır. 740 yılında ölen Patrik Germanos’un buraya gömülmesiyle, manastır ilk kez yazılı kaynaklarda yer almış, 9. yüzyılda da ölen Nikaia metropoliti Theophanes’in de buraya gömülmesiyle manastırın kutsiyeti artmıştır. Daha sonraları Komnenoslar döneminde (1081–1185)  Büyük Saray terk edilerek Edirnekapı’daki Blakhernai Sarayı’nın kullanılması ile dini törenlerin buraya yakın olan Khora Manastırı Kilisesi’nde yapılması,yine  kilisenin önemini artıran faktörlerden biri olagelimiştir.Kariye’yi diğer kiliselerden ayıran bir özellikde Meryem’in hayatını anlatan sahnelerin kabul gören Dört İncil’de dahi anlatılmamış olmasına rağmen, Apokrif  İncillerden faydalanılarak kronolojik bir sıra halinde anlatılmasıdır.Şimdi  Öğle yemeği için ara veriyoruz.Dileyenler öğle yemeği için serbest zamandan yararlanabilirler.

 

Dileyen misafirlerimiz için ise Gurme tadında gastronomik bir öğle yemeği için beni takip edebilirsiniz.

İlk tercihimiz Fethiye müzesi yanında yer alan Asitane restorant.İsterseniz biraz bahsedelim.

Asitane Restaurant, geleneksel Osmanlı mutfağının leziz örneklerini sunan bir mekan.   İlk önce ağzımız tatlansın diye narçiçeği şerbeti ikram edildi. Rengi kan kırmızısı, tadı ise gerçekten harika olan bu şerbet ağzımızı tatlandırmıştı ki arkasından tarçın (kanela) şerbeti geldi. 

Tarçın şerbeti Asitane Restaurantın spesiyalleri arasında çünkü başka yerde yok. Hem enerji veren hem de insanın içini ferahlatan bir tadı var. Şerbetlerimizi yudumladıktan sonra sıra Asitane lokmalarına gelmişti. Beyaz bir tabağın içinde hepsi birbirinden güzel dört çeşit meze :) 

Hums lokması, ezilmiş nohutun içine çam fıstığı, kuş üzümü ve tarçından oluşmaktaydı. Ve tadı çok güzeldi. Lor mahlutu ise adından da anlaşılacağı gibi lor peyniri,  taze soğan, sivri biber, pul biber ve biberiye ile tatlandırılmıştı. Diğer bir lezzet ise favaydı. Favanında tadı, kıvamı güzeldi. Son lokmamız ise dövme hıyar taratoruydu. Lor peyniri, antepfıstığı, kırmızı soğan ve süzme yoğurt ile hazırlanmıştı.


Karnımızı bir güzel doyurduktan sonra sırada Fener-Balat Gezileri var.Bu semt öyle bir semt ki Rumu, Ermenisi, Yahudisi hepsi bir arada yaşayarak dinler arası hoşgörüsünün en güzel örneğini sergilemiş bir zamanların ünlü Musevi semti. 1988 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine girmiş bu yüzden biz de burası için geniş bir zaman ayıracağız.

Balatlarda kendimize br liste hazırlıyoruz ve ilk sıraya Patrikaneyi yerleştiriyoruz.


Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ; Patrik, Grekçe “Pater” den geliyor. İngilizce Father, Fransızca Le Pere gibi “baba “ anlamına geliyor.Patrikhane, şimdiki yeri olan Ayios Yeoryios Manastırı'na 1602'de yerleşmiş ve günümüze kadar gelmiş. Patriklik ibadethanesi olarak kullanılan Aya Yorgi Kilisesi, 12'nci yüzyılda inşa edilmiş. 

1601'e kadar kadınlar manastırı olarak kullanılmış. Kilise Patrikhane'nin taşınmasıyla erkekler manastırına çevrilerek hizmet vermeye başlamış.

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Constantinopolis Patriği seçilen Gennadios’a patriğin görev ve yetkilerini gösteren ve Patrikhane’ye bazı ayrıcalıklar tanıyan bir ferman çıkarmış. 

Bugün içindeAya Yorgi (Ayios Yeorgios) Kilisesi, Patriklik binası, kütüphane ve Ayios Haralambos Ayazması da yer alıyor.
Burada saklanan Hıristiyanlığın kutsal emanetleri arasında Hz. İsa'nın Kudüs'te zincirlenerek kırbaçlandığı taş da yer alıyor.                                                             


Patrikhane içindeki kilisede biri gümüş olmak üzere üç azizenin tabutu bulunuyor. Bunlar Azize Eufemia, Teofano ve Solomoni’ye aittir.Patrik'in oturduğu taht 5. yüzyıldan kalma.



Kilise'nin ana ibadet mekanı; 12 havariyi ifade eden 12 sütun üzerine inşa edilmiş bu sütunların üzerine 12 havarinin tasvirleri yapılmış.


Kilisenin kuzeybatısında yapıya bitişik olarak inşa edilmiş mekânda, Ortodoks ayinlerinde kullanılan mür yağı üretiliyor.
Ana kapı, 1821 yılındaki Mora İsyanı'nı desteklediği gerekçesiyle idam edilen Patrik V. Grigorios ve üç metropolitin burada idam edilmesi anısına kapalı tutuluyor.
Ayrıca Patrikhane'de dünyanın en önemli arşivlerinden birine sahip olan bir kütüphane bulunuyor. El yazması eserler, padişah fermanları, minyatür, resim, gravür, fotoğraf gibi eserler bu kütüphanede.



Patrikane geimizi tamamladıktan sonra  üç sokak parelede yeralan Fener Rum Lisesini ziyaret ediyoruz.Yaklaşık bir 10 dakikalık bir yürüyüş esnasında Balatsokaklarını gözlemleyerek ve sancaktar yokuşunu aşarak Kızıl Mektepe varıyoruz.



Kırmızı Mektep ( Fener ) ;

Fener Rum Lisesi’nin bugün içerisinde bulunduğu görkemli kırmızı yapı ise 1881 yılında yapılmaya başlanmış 1883 yılında tamamlanmış. Patrik olarak III. İoakim’in görev yaptığı bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde ki zengin Rumların bağışlarıyla kubbe kısmında yazdığı gibi İstanbul’un beşinci tepesi üzerine Avrupa’da da birçok şato yapan meşhur mimar Konstandin Dimadis tarafından inşa edilmiş. Okulun arsası Moldovya Prensi olup bu okuldan mezun olan ve dönemin tanınmış karakterlerinden şair, yazar, tarihçi Dimitri Kantemir’e ait.Okul giriş ve 3 kattan oluşur, toplam 3020 m2 kullanılabilir alana sahiptir. Kubbesinin yerden yüksekliği 40m'dir Kuş bakışı bakıldığında kartala benzeyen bina taştan yapılmış olup dış cephesi Marsilya kırmızı tuğlasından ve granit taşından mamuldür Binanın yapım masrafı 17.210 altın lira tutmuş.


Eskiden binanın girişinde "patrikaneye bağlı büyük okul (patriarhiki megali tou genous sholi)" yazarmış. şimdi onun yerine "Özel Fener Rum Lisesi ve İlköğretim Okulu" yazmaktadır.




Fener Balatlar gezimiz sonrası  Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden birisi olan

Süleymaniye Camii ve Külliyesine geçiyoruz    ,Süleymaniye Camii, 3I. Süleyman adına 1551-1557 yılları arasında İstanbul'da Mimar Sinan tarafından inşa edilen camidir.
Mimar Sinan'ın kalfalık devri eseri olarak nitelendirilen Süleymaniye Camii, medreseler, kütüphane, hastane, sıbyan mektebi, hamam, imaret, hazire ve dükkânlardan oluşan Süleymaniye Külliyesi'nin bir parçası olarak inşa edilmiştir.
İstanbul’un en güzel yedi tepesinden biri üzerinde Bab-ı Vala-yi Seraskeri (Genelkurmay Başkanlığı, bugünkü adı ile İstanbul Üniversitesi Rektörlük ve diğer binaları) ile Bab-ı Vala-yı Fetva-penahi (bugünkü İstanbul Müftülüğü binası) arasındadır.

Kareye yakın planıyla merkezde bulunan Süleymaniye Camii, yine bir kareye benzer iç avlusuyla büyük avlunun ve külliyenin oluşturduğu büyük bir dörtgenin içinde hazire ve dış avlusuyla birlikte küçük bir dörtgen olarak inşa edilmiştir. Boyutlarıyla Osmanlı imparatorluğu tarihinin en önemli inşaat faaliyetlerinden olmasına rağmen, Kanuni’nin dindarlığına ve kişisel tercihlerine bağlı olsa gerek, genel olarak sade bir yapıdır.





ÜCRETE DAHİL OLAN HİZMETLER
- Lüks Araç İle Ulaşım
- Araç İçi İkramlar
- 1.Gün Beylerbeyi sarayın’da Kahvaltı
- 1 Gece 4* Elite Hotel Küçükyalı’da Konaklama
- Sabah Kahvaltısı (1) – 
- Seyahat Sigorta Paketi
- Profesyonel Rehberlik ve Refakat Hizmetleri

ÜCRETE DAHİL OLMAYANLAR
- Tüm Şahsi Harcamalar
- Öğle Yemekleri
-Boğazda Tekne Tur & Akşam Yemeği(Animasyon Eğlence ve yerli yabancı-Alkkolü Alkolsüz dahil)
- Yemeklerde Alınan İçecekler

- Müze ve Ören Yeri Giriş Ücretleri


İrtibat için lütfen beni arayınız:) Cengiz ÖZTÜRK 0505 9966979




Hiç yorum yok:

LAVANTA HASADI

..Gözlerimi kapatıp, bil bakalım hangi çiçek ?           diye sorduğu o ülger bakışlı temmuz günbatımını hiç unutmadım. Sanki b...